Büyük bir hevesle kliniğe adım atarsınız. Yıllardır eksikliğini çektiğiniz, arka tarafta sizi....
Büyük bir hevesle kliniğe adım atarsınız. Yıllardır eksikliğini çektiğiniz, arka tarafta sizi tek taraflı çiğnemeye mahkum eden o boşluğu doldurmaya, o titanyum implantı yaptırmaya nihayet karar vermişsinizdir. Koltuğa oturur, o devasa 3 boyutlu tomografi cihazının etrafınızda dönüşünü izlersiniz. Röntgen ekrana düşer. Hekiminiz o siyah-beyaz haritaya birkaç saniye bakar, derin bir nefes alır ve size dönüp o sinir bozucu cümleyi kurar: "İmplantı hemen yapamayız. O bölgede hiç kemiğiniz kalmamış, sinüs sarkması var. Önce sinüs lift operasyonu yapmamız gerekecek."
O an gözlerinizde beliren o haklı paniği, o "Eyvah, işler sarpa sardı, sinüslerim mi delinecek?" korkusunu Denta Perla Diamond kliniğinde her gün, defalarca görüyoruz. İnternette okuduğunuz o korkunç senaryoları, "Yüzüm gözüm şişecek, aylarca çorba içeceğim" hurafelerini bir kenara bırakın. Bugün, yüz kemiklerinizin içindeki o gizemli boşlukların anatomisine iniyoruz. Sizi o korkutucu tıp terimlerinden kurtarıp, işin aslında ne kadar kusursuz bir biyolojik mühendislik olduğunu, açık ve kapalı sinüs lift teknikleri arasındaki o ince kırmızı çizgiyi tüm çıplaklığıyla anlatacağız.
Hazırsanız, çene cerrahisinin en zarif, en "heykeltıraşlık" gerektiren operasyonuna, kemiğin yeniden inşa sürecine başlıyoruz.
Bu operasyonun mantığını anlamak için, önce o "Sinüs" dediğimiz şeyin aslında ne olduğunu bilmeniz gerekir. Gözlerinizin tam altında, elmacık kemiklerinizin arkasında, kafatasınızı hafifletmek ve soluduğunuz havayı ısıtmakla görevli "Maksiller Sinüs" adında hava dolu iki büyük odacık (boşluk) bulunur. Bu odacıkların tam tabanı, üst çenenizdeki arka azı dişlerinizin kökleriyle komşudur. Hatta bazı insanlarda bu dişlerin kökleri, sinüs boşluğunun adeta içine girmiş durumdadır.
Siz o arka azı dişinizi çektirdiğinizde, doğanın o acımasız kuralı işlemeye başlar. Sevmez doğa boşlukları. Dişin kökü oradan çıkıp gidince, sinüs boşluğunun içindeki hava basıncı, altındaki o incecik kemiği yavaş yavaş aşağıya doğru itmeye, eritmeye başlar. Tıpkı şişen bir balonun, altındaki yumuşak zemini ezmesi gibi, sinüs zarı aşağı doğru sarkar.
Aradan 3-4 yıl geçer. Siz implant yaptırmak için geldiğinizde, normalde implant vidasının tutunması gereken o 10-12 milimetrelik kalın, sağlam kemik duvarı eriyip gitmiş; geriye kağıt inceliğinde (1-2 milimetre) bir kemik zarı kalmıştır. Eğer hekim o incecik kemiğe implantı zorla vidalamaya kalkarsa, implant sinüs boşluğunun içine, o havalı odacığın tam ortasına düşer. Tutunamaz. İşte o kaybolan kemiği yeniden yaratmak, o sarkan balonu tekrar yukarı itmek için yaptığımız işlemin adına Sinüs Lift (Sinüs Kaldırma) diyoruz.
İşin felsefesi son derece nettir: O sarkan sinüs zarını (Schneiderian membranı) yırtmadan, nazikçe yukarı doğru itmek ve zar ile çene kemiğinin arasına, fabrikalarda üretilmiş özel "Kemik Tozları" (Greft) doldurmak.
Doldurduğumuz o kemik tozları, aylar içinde sizin kendi kanınızla beslenir, sertleşir ve beton gibi sapasağlam, yepyeni bir kemik dokusuna dönüşür. İmplantınız için o çok ihtiyaç duyduğumuz "temeli" kendi ellerimizle inşa etmiş oluruz. Ancak bu inşaatı yapmanın, hastanın kemik yapısına göre değişen iki farklı yolu vardır: Açık Teknik ve Kapalı Teknik.
İşte aralarındaki o devasa fark ve kararı belirleyen o acımasız milimetrik hesaplar.
Tomografinizi çektik. Baktık ki sinüsünüz aşağı doğru sarkmış ama durum o kadar da vahim değil. Elimizde hala implantı sıkıştırabileceğimiz 4-5 milimetrelik bir kemik kalınlığı var. Yani sadece 2-3 milimetrelik ufak bir "ittirme" işlemine ihtiyacımız var.
İşte böyle durumlarda Kapalı Sinüs Lift yöntemini uygularız. Bu yöntemde, diş etinizde fazladan devasa bir kesi yapmayız. Yandan bir kemik penceresi açmayız. Sadece ve sadece, implantı yerleştireceğimiz o yuvarlak deliğin tam içinden, özel aletlerle (osteotom) yukarı doğru gireriz. Hekim, aletin ucuyla sinüsün tabanına içeriden, çok hafif vuruşlarla (tık-tık-tık) esnetme yapar. O incecik kemik tabanını ve üzerindeki zarı, deliğin içinden yukarı doğru "kaldırır". Oluşan o ufak çadırın içine kemik tozunu basar ve anında, aynı seansta implantı da o deliğe yerleştirip işlemi bitirir.
Kapalı Tekniğin Avantajı Nedir? Son derece hızlıdır. Dışarıdan ekstra bir cerrahi yara açılmadığı için işlem sonrası yüzünüzde şişlik veya morluk olma ihtimali yok denecek kadar azdır. Vücut o travmayı çok hızlı atlatır. En büyük lüksü ise, implantı aynı gün içeriye yerleştirebilmemize olanak tanımasıdır.
Gelelim işin o ağır, o gerçek çene cerrahisi kısmına. Dişinizi çektireli 10 yıl olmuş. Kemiğiniz erimiş, erimiş ve geriye sadece 1-2 milimetrelik, sigara kağıdı kalınlığında bir kemik kalmış. İmplantın ucunun tutunabileceği hiçbir destek noktası yok.
Bu durumda kapalı teknik işe yaramaz; çünkü o deliğin içinden körlemesine girip zarı 8-10 milimetre yukarı itmeye kalkarsak o zar kesinlikle yırtılır. Burada mecburen Açık Sinüs Lift dediğimiz, çok daha sofistike olan o cerrahi sahneye geçeriz.
Nasıl Yapılır? Bu sefer implantın gireceği delikten değil, yanağınızın iç kısmından, diş etini kaldırarak çene kemiğinizin "yan duvarına" ulaşırız. O yan duvarda, özel frezlerle veya piezo (ses dalgalarıyla kemik kesen ileri teknoloji cihazlar) ile minicik, oval bir "pencere" açarız. Hekim, o pencerenin içinden direkt olarak sinüs zarına bakar. Gözlem altındadır her şey. Özel el aletleriyle, o yumurtanın iç zarı kadar narin ve hassas olan sinüs zarını kemikten ayırır ve milim milim yukarı doğru sıyırarak kaldırır. Zar yukarı kalktığında, o pencerenin altında kocaman bir mağara (boşluk) oluşur. İşte o devasa mağaranın içini, mililitrelerce kemik tozuyla tıka basa doldururuz. Ardından o pencereyi özel bir membranla (eriyen bir yara bandı gibi düşünün) kapatıp diş etini dikeriz.
Açık Tekniğin Acı Gerçekleri (Dezavantajları): Açık sinüs lift, gerçek ve büyük bir doku mühendisliğidir. Birincisi; o kadar devasa bir kemik tozu yığınının sertleşip kendi kemiğiniz haline gelmesi için doğanın zamana ihtiyacı vardır. İşlemden sonra implantlarınızı takmak için genellikle 6 ay beklemek zorundayızdır. (Bazen aynı gün implant takılabilir ama kemik kağıt gibiyse bu büyük bir risktir). İkincisi; yanal kemik duvarında işlem yapıldığı için, operasyondan sonraki 3-4 gün boyunca yanağınızda bariz bir şişlik, hatta hafif bir morarma olması son derece doğal bir biyolojik tepkidir. Bu bir komplikasyon değil, iyileşmenin ta kendisidir.
Hastalarımızın internette okuyup en çok korktuğu şey: "Hocam ya sinüs zarı işlem sırasında yırtılırsa?" Dürüst olalım, insan anatomisi plastikten yapılmamıştır. Bazı insanların sinüs zarı doğuştan inanılmaz incedir veya geçirilmiş sinüzit enfeksiyonlarından dolayı kemiğe yapışık, iltihaplı ve kırılgandır. Hekim ne kadar usta olursa olsun, zar milimetrik bir şekilde delinebilir.
Peki bu dünyanın sonu mudur? Hayır. Videntis... pardon, İzmir'deki Denta Perla Diamond kliniğimizin donanımlı cerrahi ortamında, ufak tefek yırtıkları "PRF" dediğimiz, hastanın kendi kanından elde ettiğimiz özel pıhtı membranlarıyla veya kolajen yamalarla anında o saniye tamir ederiz. İnşaat kaldığı yerden devam eder. Eğer yırtık çok büyükse, kemik tozu koymaktan vazgeçer, işlemi iptal edip diş etini kapatırız. Zarın kendi kendini onarması için 2 ay bekler, sonra o güçlenmiş zara işlemi çok daha güvenli bir şekilde yeniden yaparız. Panik yok, bilimin her zaman bir B planı vardır.
Açık mı, kapalı mı yapılacağı sizin isteğinize bağlı bir menü seçimi değildir. Siz Denta Perla Diamond koltuğuna oturduğunuzda, biz o kararı göz kararıyla veya varsayımlarla almayız. Kliniğimizdeki 3D Volumetrik Tomografi cihazımızla çenenizin 3 boyutlu modellemesini çıkarırız. Kemiğinizin kalınlığını, sinüs zarınızın sağlığını, içeride bir kist veya kronik sinüzit olup olmadığını operasyona girmeden günler önce, dijital ekranda milimi milimine ölçeriz.
Cerrahi başarı, ameliyathanede değil; o dijital ekranın karşısında yapılan bu kusursuz planlamada gizlidir.
Biliyoruz, kulağa ürkütücü geliyor. Yüzünüzün içinde pencereler açılması, zarların kaldırılması, kemik tozlarının doldurulması... Fakat diş hekimliği koltuğunda lokal anestezi altındayken, inanın bunların hiçbirini hissetmezsiniz. Sadece ufak tefek titreşimler ve hekimin çalışma sesleri eşlik eder size. Sizin o "korkunç" sandığınız şey, aslında bizim mikroskobik düzeyde icra ettiğimiz rutin bir biyolojik sanattır.
Kemiğinizin erimesi, sizin implant yaptıramayacağınız anlamına gelmez. Sadece o inşaat için temeli bizim baştan dökmek zorunda olduğumuz anlamına gelir. İzmir'de, estetiğin ve ileri cerrahinin kesişim noktası olan Denta Perla Diamond'a gelin. Tomografinizi çekelim ve o kaybolan kemiğinizi, titanyumun gücüyle kucaklaşması için yeniden inşa edelim. Korkularınızı geride bırakın; çünkü sağlam bir gülüş, ancak sağlam bir temelin üzerinde yükselir.
Yazar Notu: Bu içerik, hastaları ileri çene cerrahisi ve implantoloji alanındaki sinüs lift (sinüs kaldırma) operasyonları hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Hangi tekniğin (açık veya kapalı) size uygun olduğu, kemik yoğunluğunuz ve kalan kemik miktarınız göz önüne alınarak, uzman bir çene cerrahının tomografi analizi sonucunda kesinleşecektir.