Zordur insanın kendi bedeni üzerinde, üstelik bir ömür boyu taşıyacağı o yabancı materyal...
Zordur insanın kendi bedeni üzerinde, üstelik bir ömür boyu taşıyacağı o yabancı materyal hakkında karar vermesi. Eksilen bir dişin ardından o koltuğa oturduğunuzda, çene kemiğinize yerleştirilecek olan o küçücük titanyum parçasının, aslında bundan sonraki tüm hayatınız boyunca atacağınız kahkahaların, yiyeceğiniz yemeklerin ve hatta yüz simetrinizin yegane taşıyıcısı olacağını çok derinden hissedersiniz. İşte bu ağır psikolojik yükle birlikte başlar o devasa araştırma süreci.
Eskiden hastalar sadece "İmplant yaptırmak istiyorum" der ve gerisini hekime bırakırdı. Oysa bugün, bilgi çağının o amansız şeffaflığıyla birlikte, hastalar klinik kapılarından içeri girerken ellerinde devasa marka listeleriyle geliyorlar. Arama motorlarına yorgun ama araştırmacı parmaklarla "Bego implant iyi mi? Alternatif implant markaları" yazdığınızda, karşınıza çıkan ekran bir anda devasa bir küresel metal borsasına dönüşüverir. Almanlar, İsviçreliler, Amerikalılar ve Güney Koreliler... Her biri kendi titanyumunun en iyisi olduğunu, en hızlı kemikleşmenin kendi yüzey teknolojilerinde saklı olduğunu iddia eder.
Peki, bu devasa bilgi kirliliği ve pazarlama illüzyonları arasında, sizin o eşsiz, o parmak iziniz kadar benzersiz olan çene kemiğiniz için gerçekten "en iyi" olan hangisidir? İzmir'in merkezinde, implantolojiyi sadece bir cerrahi işlem değil, devasa bir biyomekanik mimari olarak gören Denta Perla Diamond olarak; bugün o kapalı kapıların ardındaki marka savaşlarını tüm çıplaklığıyla masaya yatırıyoruz. Sizi o süslü reklam kataloglarından çekip alıyor; Alman devi Bego'nun gerçek yüzünü, titanyumun o mikroskobik DNA'sını ve klinik felsefemizde yer bulan o devasa alternatif küresel markaların birbirleriyle olan o amansız rekabetini bir materyal bilimcisi titizliğinde, devrik cümlelerin edebi derinliğiyle inceliyoruz.
Tıpta ve mühendislikte, üzerinde "Made in Germany" yazan bir materyale duyulan o sarsılmaz, o koşulsuz güven tesadüf değildir. Otomotivden ağır sanayiye kadar her alanda dünyayı domine eden o Alman disiplini, konu insan çenesi ve titanyum olduğunda da o keskin, o tavizsiz duruşunu sergiler. Bego, implant dünyasına dün girmiş, rüzgarla savrulan geçici bir heves değildir. Kökleri 1890'lı yıllara, Almanya'nın Bremen kentine dayanan, diş hekimliği alaşımları ve döküm teknolojilerinde 130 yılı aşkın devasa bir imparatorluğun bugünkü titanyum meyvesidir.
"Bego implant iyi mi?" sorusunun cevabı, o vidanın kutusunda değil, mikroskop altında gizlidir. Bir implantın başarısını belirleyen yegane şey, o metalin çene kemiğinizle kuracağı o sessiz, biyolojik evliliktir (Osseointegrasyon). Bego, sadece standart bir titanyum yontmakla kalmaz; implantın dış yüzeyini kumlama ve asitleme (sandblasted and acid-etched) teknolojileriyle özel olarak pürüzlendirir. Bu mikroskobik pürüzler, çene kemiğinizdeki o canlı hücrelerin (osteoblastlar) metale adeta bir sarmaşık gibi tutunmasını, o yabancı maddeyi kendi öz evladı gibi kabul etmesini sağlar. Kemiğe yerleştirildiği an gösterdiği o muazzam ilk tutunma gücü (primer stabilite), özellikle kemik yoğunluğu orta seviyelerde olan hastalarda hekime devasa bir cerrahi güven verir. Bego ile çalışırken, Alman çeliğinin o tok, o sarsılmaz direncini hekim olarak daha vidayı kemiğe yerleştirirken bile hissedersiniz.
Küresel implant borsasında markalar genellikle piramidin farklı katmanlarında yer alırlar. Bego, bu devasa piramitte tam olarak "Üst-Orta Segmentin Lideri" konumunda oturur. İsviçre menşeili o astronomik fiyatlı "Premium" devlere kafa tutabilecek bir yüzey kalitesine ve klinik geçmişe sahipken; bunu çok daha ulaşılabilir, çok daha rasyonel bir Alman fiyatlandırma politikasıyla sunar. Denta Perla Diamond'ın o şeffaf fiyatlandırma politikasıyla birleştiğinde Bego; kaliteden zerre kadar ödün vermek istemeyen, "Bedenime giren metal kesinlikle Avrupa menşeili ve köklü olsun" diyen, ancak bütçesini de akılcı yönetmek isteyen o vizyoner İzmir hastaları için adeta bir altın orandır.
Ancak tıp, herkes için aynı ölçüde dikilmiş tek tip bir gömlek değildir. "Bego dünyanın en iyisidir, herkese sadece Bego takılmalıdır" demek, insan anatomisinin o devasa çeşitliliğine yapılmış en büyük ihanettir. Sizin çene kemiğiniz mermer gibi sertken, bir başka hastanın kemiği yıllardır süren osteoporoz (kemik erimesi) nedeniyle bir sünger kadar yumuşak ve gözenekli olabilir. Kiminizin çenesi devasa ve genişken, kiminizin kemik kalınlığı kağıt kadar incedir. İşte tam da bu yüzden, Denta Perla Diamond olarak biz, tek bir markanın fanatizmini yapmayız. Kliniğimizin o cerrahi deposu, farklı kemik tiplerine, farklı çiğneme kuvvetlerine ve farklı iyileşme hızlarına göre özenle seçilmiş küresel devlerin cephaneliğidir. Bego'nun o sağlam sınırlarının ötesine geçmeniz gerektiğinde, alternatiflerimiz sahneye çıkar.
Eğer Bego sizin o özel biyolojik durumunuza veya spesifik bütçe planlamanıza tam olarak oturmuyorsa, arama motorlarındaki o "Alternatif implant markaları" arayışınızda sizi hangi devler bekliyor? İzmir'de Denta Perla Diamond güvencesiyle sunduğumuz o eşsiz alternatiflere yakından bakalım:
Eğer konu implantolojiyse ve siz "Bütçe benim için ikinci planda, ben bu dünyanın tartışmasız en iyisini, pazarın en lüksünü ve en köklüsünü istiyorum" diyorsanız; o zaman rotamız doğrudan İsviçre Alplerinin eteklerine, Straumann'a çevrilir. Otomotiv dünyası için Rolls Royce ne ise, implant dünyası için de Straumann odur. Straumann'ın o efsanevi "SLAactive" yüzey teknolojisi, kanı ve hücreleri metale adeta mıknatıs gibi çeken hidrofilik (suyu seven) bir yapıya sahiptir. Bego veya standart implantlarda kemiğin o metale tam olarak kaynaması için 3 ila 4 ay beklenirken; Straumann bu süreyi sadece 3 ila 4 haftaya kadar düşürebilir. Eğer kemiğiniz çok erimişse, zamanınız kısıtlıysa ve risk almak istemiyorsanız, Straumann o devasa bütçesinin karşılığını fazlasıyla veren o yenilmez İsviçre titanıdır.
"İmplant" kelimesinin icat edildiği o laboratuvarlara gitmek isterseniz, karşınızda Nobel Biocare'i bulursunuz. Titanyumun insan kemiğiyle kaynadığını (Osseointegrasyon) tesadüfen bulan Profesör Per-Ingvar Brånemark'ın kurduğu bu marka, modern implantolojinin atasıdır. Özellikle "All-on-4" dediğimiz, hiç dişi olmayan, kemiği tamamen erimiş hastalara aynı gün içinde 4 implantla sabit diş yapma konseptinin küresel mucididir. Eğer çenenizde çok agresif bir kemik erimesi varsa ve hekiminiz "Açılı implant yerleştirmemiz lazım" diyorsa, Nobel Biocare'in o muazzam yiv tasarımı ve köklü geçmişi, Denta Perla Diamond cerrahlarının en büyük güvencesidir.
Dünya sadece Avrupa devlerinin tekelinde değildir. Son 20 yılda teknoloji ve medikal üretimde devasa bir patlama yaşayan Güney Kore, implant dünyasını da temelinden sarsmıştır. Karşınızda dünyanın en çok satılan markalarından biri olan Osstem. "Ben Alman veya İsviçre markalarının o ağır kur farkını ödemek istemiyorum, ancak sağlığımdan ve kaliteden de ödün veremem" diyen hastalar için biçilmiş kaftandır Osstem. Çok agresif, çok derin yiv yapılarına sahiptir; bu sayede yumuşak kemiklerde bile ilk yerleştirildiği an muazzam bir sıkılık (primer stabilite) sağlar. Denta Perla Diamond'ın o çok özel kurumsal anlaşmaları ve sigorta entegrasyonlarıyla birleştiğinde Osstem; cebinizi asla yormadan sizi o hayalinizdeki gülüşe kavuşturan en akılcı, en ulaşılabilir yüksek teknolojidir.
İnternet forumlarında dolaşıp, diğer hastaların hikayelerini okuyarak kendi bedeninize takılacak metale karar veremezsiniz. Komşunuzun kemiğinde mucizeler yaratan bir Bego, sizin o çok ince, zayıf kemiğinizde belki de başarısız olacaktır; veya sırf "en pahalısı" diye Straumann'a fazladan binlerce euro ödemek, tamamen standart ve sağlıklı olan kemiğiniz için belki de gereksiz bir israf olacaktır.
İzmir'de Denta Perla Diamond'ın o huzur veren, teknolojik kliniklerine adım attığınızda; biz o karar sürecini sizin o yorgun omuzlarınızdan alırız. Sizi yüz binlerce dolarlık 3D Volumetrik Tomografi cihazlarımıza alır, çene kemiğinizin o görünmez derinliklerini, kemik yoğunluğunuzu (Hounsfield ünitesi bazında) milimetrik olarak ölçeriz. Cerrahlarımız o tomografi ekranının karşısına geçer ve adeta bir mimar gibi kemiğinizin haritasını çıkarır. Eğer kemiğiniz orta ve sert karakterdeyse, bütçenizi sarsmadan size en yüksek Avrupa kalitesini sunacak olan Bego'yu o ekranda işaretleriz. Ancak kemiğiniz kağıt gibi inceyse, Straumann'ın veya Nobel'in o agresif, o kurtarıcı tasarımlarına yöneliriz. Ekonomik ama güvenilir bir restorasyon içinse Osstem en büyük silahımız olur.
Artık o arama motorlarında Bego implant iyi mi? Alternatif implant markaları diye aratarak zihninizi yormaktan vazgeçin. Metale değil, o metali kemiğinize hangi açıyla, hangi vizyonla ve hangi bilimsel verilerle yerleştirecek olan kliniğe, yani hekiminize yatırım yapın. Gelin, Denta Perla Diamond'ın o lüks, şeffaf ve şefkatli atmosferinde kahvenizi yudumlayın. Bırakın o devasa küresel markaların içinden, sizin o eşsiz biyolojiniz için en kusursuz, en uzun ömürlü olanı biz seçelim. Siz sadece o cerrahi masadan kalktığınızda hayatınıza katacağınız o sarsılmaz özgüvenin, o bembeyaz kahkahaların ve zamanın ötesine geçecek olan o yeni gülüşünüzün tadını çıkarın.