Kapıdan çıkarsınız. Lokal anestezinin o tanıdık uyuşukluğu hala dudaklarınızın kenarında...
Kapıdan çıkarsınız. Lokal anestezinin o tanıdık uyuşukluğu hala dudaklarınızın kenarında, yanağınızdadır. Belki zorlu bir yirmilik yaş dişi çekimi bitmiş, belki çenenize o yepyeni titanyum implantlar yerleştirilmiş, belki de yıllardır hayalini kurduğunuz o bembeyaz estetik porselenlere kavuşmuşsunuzdur. Denta Perla Diamond kliniğimizin o rahatlatıcı, modern koltuğundan kalkıp İzmir’in o telaşlı, rüzgarlı sokaklarına adım attığınız an, vücudunuzun o geçirdiği cerrahi stresin ardından beyniniz anında o sahte kurtarıcıyı arzular. Eliniz gayriihtiyari cebinize gider, o tanıdık paketi arar parmaklarınız. Çakmağın o metalik sesi duyulur ve derin bir nefes çekmek istersiniz ciğerlerinize. "Geçmiş olsun" demek istersiniz kendi kendinize o dumanla.
Durun. O çakmağı yerine koyun ve o sigarayı yavaşça pakete geri bırakın. Biz İzmir'deki kliniğimizde, o kapıdan çıkan hastalarımızın arkasından hep aynı endişeyle bakarız. Çünkü o yakacağınız tek bir dal sigara, içeride saatlerce döktüğümüz o mikro-cerrahi terini, sizin o koltukta gösterdiğiniz sabrı ve ödediğiniz o ciddi bedeli saniyeler içinde koca bir hiçliğe dönüştürebilir.
Bugün, o klasik "sigara sağlığa zararlıdır" kamu spotlarını bir kenara bırakıyoruz. Onları zaten biliyorsunuz. Bugün, diş hekimliğinin en acımasız biyolojik gerçekleriyle, açık bir yaranın içine sızan o 4.000 kimyasalın çene kemiğinizde yarattığı o sessiz katliamla yüzleşiyoruz. Devrik cümlelerimizle, tüm çıplaklığıyla anlatacağız size; diş tedavisinden sonra o dumanı içinize çektiğinizde, aslında ağzınızın karanlık sokaklarında nasıl bir yıkım başlatıyorsunuz?
Bir dişi kemikten çekip aldığımızda, orada devasa, kanayan, içi boş bir krater kalır. Vücut, evrendeki en muazzam mimardır; anında o boşluğun içine kalın, jöle kıvamında bir kan pıhtısı örer. O pıhtı, tıpkı açık bir yaranın kabuk bağlaması gibi, altındaki çıplak çene kemiğini ve açıkta kalan sinir uçlarını dış dünyadan, bakterilerden ve tükürükten koruyan biyolojik bir kalkan, bir zırhtır. Tüm iyileşme, o pıhtının altında, gizlilik içinde başlar.
Siz klinikten çıkıp hemen o sigarayı yaktığınızda iki korkunç fiziksel olay gerçekleşir: Vakum Etkisi ve Fiziksel Yıkım: Sigaradan bir nefes çekmek için yanaklarınızı içeri doğru vakumlarsınız. O basit emme hareketi, ağzınızın içinde inanılmaz bir negatif basınç yaratır. O negatif basınç, henüz taze olan ve kemiğe tam tutunamayan o hayati kan pıhtısını yerinden söküp atar. Pıhtı fırlar gider. Kemiğin Çıplak Kalması: Pıhtı gidince ne olur biliyor musunuz? Çene kemiğiniz ve o bölgedeki tüm ana sinirler çırılçıplak, savunmasız bir şekilde ağız boşluğuna, havaya ve tükürüğe maruz kalır. Biz buna diş hekimliğinde "Alveolit" (Kuru Soket) deriz.
Alveolit ağrısı, hayatınızda yaşayabileceğiniz en şiddetli, en travmatik ağrılardan biridir. Ne ağrı kesiciler fayda eder, ne de soğuk kompresler. Zonklama kulaklarınıza, şakaklarınıza vurur, geceleri sizi uykunuzdan çığlıkla uyandırır. O tek bir nefeslik sigara keyfi, size en az 10 gün sürecek, her gün kliniğe gelip o yaranın içine ilaçlı gazlı bezler bastırmamızı gerektirecek bir cehennem azabı olarak geri döner.
Konu implant olduğunda, işin rengi çok daha karanlık bir hal alır. Denta Perla Diamond'da biz, çene kemiğinizin haritasını çıkarır, o titanyum vidayı milimetrik bir hesapla, o kemiğin en sağlam noktasına yerleştiririz. Beklentimiz nedir? Vücudun o bölgeye bolca kan pompalaması, o kanın içindeki hücrelerin titanyuma sarılıp onu betonlaştırmasıdır (Osseointegrasyon).
İyileşmenin, hücre yenilenmesinin tek bir yakıtı vardır: Oksijen yüklü, taze kan. Siz o sigarayı yaktığınızda, dumanın içindeki Nikotin ve Karbonmonoksit anında kana karışır. Nikotinin insan vücudundaki en belirgin etkisi "Vazokonstriksiyon" yani kılcal damarları büzüştürüp daraltmasıdır. Düşünün; bahçedeki çiçekleri suladığınız o incecik hortumun üzerine ağır bir taş koyuyorsunuz. Su akışı kesiliyor. İşte nikotin, çene kemiğinize giden o kılcal damarların üzerine basan o taştır.
Damar büzüşür, o bölgeye giden kan akışı anında kesilir. Kan gitmeyen, oksijensiz kalan çene kemiği adeta çöle döner, kurur. Kanın ulaşamadığı bir kemik, o titanyum implantı saramaz, benimseyemez. Üstelik sigara dumanındaki o zehirli toksinler, açık cerrahi yarasından direkt olarak kemiğin içine sızar. Vücut, o oksijensiz, zehirlenmiş ölü dokuyu ve içindeki o pahalı implantı "yabancı madde" olarak algılar ve reddeder. Haftalar sonra o vida ağzınızda sallanmaya başlar. "İmplantım tutmadı, vücudum reddetti" dersiniz. Hayır; vücudunuz reddetmedi, siz o kemiği kendi ellerinizle, o dumanla boğarak öldürdünüz. İmplant başarısızlıklarının (fail olma durumunun) ?'inin arkasında o ameliyat sonrası içilen sigaralar yatar.
"Hocam benim cerrahi bir işlemim yok, sadece dişlerimi beyazlattırdım veya ön dişlerime estetik kompozit dolgular/lamineler yapıldı, ben içebilir miyim?" diye soranları da duyar gibiyiz.
Siz Denta Perla Diamond kliniğinde o koltuktan kalktığınızda, dişleriniz bir inci kadar pürüzsüz ve bembeyazdır. Ancak diş minesi veya estetik dolgu materyalleri, mikroskobik düzeyde süngerimsi bir yapıya, ufak gözeneklere sahiptir. Özellikle diş beyazlatma (bleaching) işleminden hemen sonraki o ilk 48 saat, dişin tübülleri (kanalları) tamamen açıktır. Diş, etraftaki tüm renkleri içine çekmeye inanılmaz derecede açtır.
Siz o tertemiz dişlerin arasından o sıcak, katran ve zift yüklü dumanı süzerek içinize çektiğinizde... O sarı/kahverengi kimyasal zehir, dişinizin o açılmış gözeneklerine saniyeler içinde hapsolur. Milyarlarca lira harcayarak, saatlerce koltukta yatarak elde ettiğiniz o Hollywood gülüşü, sadece birkaç gün içinde o mat, sararmış, eski yorgun haline geri döner. Estetik dolgularınızın kenarlarında o iğrenç kahverengi kontürler (çizgiler) oluşur. Estetiğin bir numaralı katilidir o duman; yaptığınız tüm maddi ve manevi yatırımı acımadan çöpe atar.
Son yılların o büyük, o sinsi yanılgısıdır elektronik sigaralar. "İçinde katran yok hocam, sadece buhar, meyve aromalı, bu da mı yasak?" der yeni nesil hastalarımız. O cihazların içindeki likitler yüksek ısıda buharlaştığında, ortaya çıkan o yoğun sıcaklık (termal şok) ağız içi mukozanızı (yanak ve diş eti içini) kelimenin tam anlamıyla kavurur. Ağız kuruluğunun en büyük sebeplerinden biridir vape cihazları. Tükürük kuruduğu an, çürük mekanizması son sürat çalışmaya başlar. Dahası, o likitlerin içinde yine nikotin vardır! İster duman formunda alın, ister buhar formunda; o nikotin kana karıştığı an damarlarınız büzüşecek, yaranıza giden kan kesilecek ve iyileşmeniz duracaktır. Masum değildir elektronik sigara, sadece şekil değiştirmiş, pilli bir düşmandır cerrahi sahanız için.
Karşınıza geçip "Hayatınız boyunca bir daha asla sigara içmeyin" gibi gerçek dışı, uygulanması imkansız bir diktatörlük yapmıyoruz biz. Biz sadece sizin tedavinizi korumaya çalışıyoruz.
Basit Bir Diş Çekimi Sonrası: O kan pıhtısının kemiğe sıkıca tutunması, o yaranın kapanmaya başlaması için minimum 48 ila 72 saat (2-3 gün) kesinlikle sigara içmemelisiniz. Eğer ilk 24 saat içinde o dumanı çekerseniz, Kuru Soket cehennemi sizi bekliyor demektir.
İmplant Cerrahi Sonrası: İşin içine kemik tozu (greft), sinüs lift (sinüs kaldırma) veya implant girdiyse... O kılcal damarların yeniden oluşması için vücudun zamana ihtiyacı vardır. Bizim altın kuralımız, operasyondan sonraki en az 1 hafta (ideal olarak 2 hafta) o bölgeye duman değdirmemenizdir.
Diş Beyazlatma (Bleaching) Sonrası: Minenin kendini toparlaması ve renk emiliminin durması için ilk 48 saat o duman kesinlikle yasaktır.
Siz İzmir'in kalbinde, o şık bekleme salonumuzda oturup tedavinizi beklerken, aslında bizimle görünmez bir sözleşme imzalarsınız. Biz cerrahlar olarak, en iyi malzemeyi kullanacağımıza, en steril ortamı sağlayacağımıza ve o titanyum vidayı, o porseleni en kusursuz açıyla yerleştireceğimize dair mesleki onurumuzla o sözü veririz. Görevimizi milimi milimine yaparız.
Ama cerrahi bittiğinde, o kapıdan çıktığınızda işin P'si size geçer. Sizin payınıza düşen tek şey, o yaraya saygı duymak, o iyileşme sürecine ihanet etmemektir. Kendinize sorun o çakmağı çakmadan önce: "Bu 3 dakikalık duman, gece uykudan ağlayarak uyanmama, o koca implantı kaybedip aylarca tekrar ameliyat beklememe veya tonlarca para döktüğüm o bembeyaz gülüşü sarartmama değer mi?"
Değmez. O yüzden bırakın o paketi cebinizde. Derin, tertemiz, oksijen dolu bir Ege havası çekin ciğerlerinize Alsancak'ta. Bırakın hücreleriniz işini yapsın, bırakın o kan aksın damarlarınızda. Biz sizin için en sağlam temeli attık; şimdi o temeli koruma ve o muazzam gülüşün tadını çıkarma sırası sizde.