Zordur başka bir coğrafyada, sınırların ötesinde bir sağlık sisteminin soğuk bekleme...
Zordur başka bir coğrafyada, sınırların ötesinde bir sağlık sisteminin soğuk bekleme salonlarında o bitmek bilmeyen diş ağrısıyla baş başa kalmak. Avrupa'da, Amerika'da veya İngiltere'de yaşıyorsanız, çok iyi bilirsiniz o çaresizliği. Basit bir kanal tedavisi için bile aylarca sonrasına gün verilir size. Özel bir kliniğe gidip "Hemen çözün bu işi" dediğinizde ise önünüze konulan o astronomik faturalar, adeta küçük bir servet değerindedir. İmplant mı yaptırmak istiyorsunuz? O parayla araba alabileceğiniz gerçeği çarpar yüzünüze.
İşte tam o çaresizlik anında, internette bir arama yaparsınız ve karşınıza o sihirli, ama bir o kadar da kafa karıştırıcı seçenek çıkar: Türkiye'de diş tedavisi. Fiyatlara bakarsınız, gözlerinize inanamazsınız. Kendi ülkenizdeki tek bir implant parasına, Türkiye'de uçak biletiniz, lüks otel konaklamanız, Ege'nin sularında yapacağınız tatiliniz ve tüm ağız restorasyonunuz karşılanıyordur.
O saniye zihninizde o büyük, o haklı şüphe ateşi yanmaya başlar: "Bu kadar ucuz olması normal mi? Acaba merdiven altı yerlerde, kalitesiz malzemelerle mi yapıyorlar bu işi? Gidip sağlığımdan da olmayayım?" Hele bir de İngiliz tabloid basınının diline pelesenk olan o korkunç "Turkey Teeth" (Türkiye Dişleri) efsanelerini okuduysanız, bilet alacak o eliniz yavaşça geri çekilir klavyeden.
Bugün, İzmir'in kalbinden, Denta Perla Diamond kliniğinin o şeffaf vizyonuyla tüm bu küresel bilgi kirliliğini, o önyargıları ve korkuları tek tek paramparça etmeye geliyoruz. "Türkiye'de diş tedavisi yaptırmalı mıyım?" sorusunun arkasında yatan o devasa sağlık devrimini, ekonomi-politik gerçekleri ve neden rotanızı özellikle İzmir'e çevirmeniz gerektiğini, hiçbir pazarlama kelimesinin arkasına saklanmadan, tüm çıplaklığıyla anlatacağız.
Hazırsanız, o uçak biletini almadan önce bilmeniz gereken her şeyi masaya yatırıyoruz.
Yurtdışından gelen hastalarımızın o koltuğa oturduklarında ilk sordukları soru hep aynıdır: "Kullandığınız implantlar Alman malı, porselenleriniz İsviçre menşeili... Malzeme aynıysa, nasıl oluyor da Londra'daki kliniğin üçte biri fiyatına bu işi yapabiliyorsunuz?"
Cevap, diş hekimliğinin kalitesinde değil; küresel ekonominin ta kendisinde, yani Kur Farkında gizlidir. Biz Denta Perla Diamond olarak, kliniğimizde kullandığımız o titanyum vidaları, o e-max porselen bloklarını ve o 3 boyutlu tomografi cihazlarını Almanya'daki veya New York'taki meslektaşlarımızla aynı küresel markalardan, aynı döviz kurlarıyla satın alıyoruz. Malzemede zerre kadar ucuza kaçmıyoruz.
Ancak Türkiye'deki klinik işletme maliyetleri, laboratuvar işçilik ücretleri, kira giderleri ve vergi dinamikleri, döviz bazında değerlendirildiğinde Avrupa'nın çok ama çok altındadır. Siz bize Euro, Sterlin veya Dolar ile ödeme yaptığınızda, kendi ülkenizdeki o fahiş "işçilik ve hizmet" bedelini ödemekten kurtulmuş olursunuz. Yani siz Türkiye'de ucuz veya kalitesiz bir tedavi satın almıyorsunuz; siz aslında kendi para biriminizin Türkiye'deki o devasa alım gücünü kullanıyorsunuz. Ortada bir sağlık tavizi yok, sadece çok zekice yapılmış bir finansal hamle var.
İngiltere'de NHS sisteminin nasıl çöktüğünü, Almanya'da devlet sigortalarının estetik ve implant tedavilerini nasıl tamamen kapsam dışı bıraktığını her gün hastalarımızdan dinliyoruz. Avrupa'da bir hekim günde 5 hasta bakarken, aylar sonrasına randevu verir. Tedaviniz başlar, ölçü alınır, laboratuvar aşaması haftalar sürer. O yarım yamalak, geçici dişlerle haftalarca gezmek zorunda kalırsınız.
Türkiye'de ise diş hekimliği, akıl almaz bir hıza ve pratiğe ulaşmıştır. Denta Perla Diamond'da biz zamanın sizin için ne kadar kıymetli olduğunu biliyoruz. Siz uçağınızdan inip kliniğimize geldiğiniz saniye, o devasa dijital tarayıcılarımızla ağzınızın 3 boyutlu haritasını çıkarırız. Aynı binanın içindeki laboratuvarlarımız, Avrupa'da 3 hafta süren o porselen üretimini, CAD/CAM (bilgisayar destekli üretim) cihazlarımızla kusursuz bir şekilde 3 gün içinde bitirir. Siz Alsancak'ta kahvenizi içip, Çeşme'de denize girerken; biz arka planda sizin o yepyeni gülüşünüzü milimetrik bir mühendislikle üretiyor oluruz. 1 haftalık bir tatil süresi içinde, yıllardır ertelediğiniz o devasa restorasyonu bitirip, sizi yepyeni bir insan olarak evinize uğurlarız. Bu hız, Avrupa'nın hantal sisteminin asla rekabet edemeyeceği bir lükstür.
Bu konuyu hasıraltı edemeyiz. İnternette dolaşan o korkunç videoları siz de gördünüz. Sapasağlam, sadece biraz çapraşık olan dişleri "Hollywood Gülüşü" adı altında sivri kedi dişleri gibi küçücük kesen, sonra da üzerine o kocaman, fayans gibi bembeyaz ve yapay zirkonyumları yapıştıran fabrikasyon klinikler... İşte İngiliz basınının "Turkey Teeth" diyerek dalga geçtiği, insanları korkuttuğu o kabus tablosu budur. Ve evet, maalesef Türkiye'de (özellikle sadece ticari kaygılarla kurulmuş, diş hekimi bile olmayan iş adamlarının yönettiği bazı büyük sağlık turizmi fabrikalarında) bu katliam yapılıyor.
Peki Türkiye'de tedavi olmaktan vazgeçmeli misiniz bu yüzden? Kesinlikle hayır. Sadece, kime güveneceğinizi çok iyi seçmelisiniz. Biz Denta Perla Diamond'da "Fabrikasyon Gülüşler" üretmeyiz. Biz bir butik estetik ve cerrahi kliniğiyiz.
Siz bize "Dişlerim biraz yamuk, hepsini kesin kaplayın" dediğinizde, eğer dişleriniz sağlıklıysa size "Hayır" diyebilecek tıbbi ahlaka sahibiz biz. Biz sağlam diş minesini katletmeyiz. Gerekirse ufak bir ortodontik dokunuş yapar, gerekirse dişinize hiç dokunmadan sadece ön yüzeyine o kontakt lens inceliğindeki e-max Yaprak Porselenleri (Lamine) yapıştırırız. Bizim ürettiğimiz dişler karanlıkta fosforlu gibi parlamaz; ışığı geçirir, şeffaftır, diş etinize o kadar kusursuz oturur ki, ülkenize döndüğünüzde kimse "Dişlerini mi yaptırdın?" demez. "Ne kadar sağlıklı ve canlı görünüyorsun" derler. Türkiye'de diş tedavisi yaptırmak bir kumar değildir; eğer kliniğinizi Instagram'daki komik "her şey dahil 999 Euro" reklamlarından değil de, hekimin vizyonuna, kullandığı malzemeye ve tıbbi dürüstlüğüne bakarak seçerseniz.
Bir cerrahı mükemmel yapan şey nedir biliyor musunuz? Okuduğu kitaplar değil, o güne kadar gördüğü vaka sayısı, o eliyle dokunduğu, çözdüğü kriz anlarıdır.
Avrupa'daki bir hekim, katı kurallar ve yavaş işleyen sistem yüzünden yılda belki 50 tane implant yaparken; Türkiye'deki uzman bir çene cerrahı, ülkenin dinamikleri ve yoğun hasta sirkülasyonu sayesinde ayda yüzlerce implant yerleştirir. En zorlu, kemiğin kağıt gibi eridiği, sinüslerin sarktığı o en "imkansız" denilen vakalarla her gün yüzleşir Türk hekimleri.
İşte bu yüzden, Avrupa'da size "Buraya implant yapılamaz, kemik yok" denilen o çeneyi, biz Denta Perla Diamond'ın ameliyathanesinde ileri cerrahi tekniklerle (kemik greftleri, açık sinüs lift operasyonları) adeta yeniden inşa ederiz. O el pratiği, o kriz çözme yeteneği dünyada çok az ülkenin hekimlerinde bulunur. Vücudunuzu, günde sadece bir dolgu yapan bir hekime mi, yoksa binlerce zorlu vakayı başarıyla atlatmış, eli titremeyen bir ustaya mı emanet etmek istersiniz?
Sağlık turizmi dendiğinde akla ilk İstanbul veya Antalya gelir genelde. Ancak Denta Perla Diamond'ın neden İzmir'de, Ege'nin tam kalbinde olduğunu hiç düşündünüz mü?
İstanbul; kaostur, trafiktir, bitmek bilmeyen bir strestir. Diş çekimi veya implant ameliyatı olmuş, ağzında dikişleri olan bir hastanın o karmaşanın içinde, saatlerce trafikte boğuşması tam bir eziyettir. İzmir ise; Türkiye'nin en modern, en huzurlu, Avrupa kültürüne en yakın ve en nefes alan şehridir.
Kliniğimizden çıktığınız an, Bostanlı sahilinin o iyileştirici deniz havası çarpar yüzünüze. Urla'nın o sakin bağ yollarında, Çeşme'nin serin sularında veya Efes Antik Kenti'nin o büyüleyici tarihinde, tedavinizin yorgunluğunu bir tatil keyfine dönüştürürsünüz. İzmir insanı sıcaktır, yardımseverdir; sizi turist gibi değil, misafir gibi ağırlar. Stresten uzaklaşan beden, her zaman çok daha hızlı iyileşir. Diş tedavisi gibi psikolojik olarak yorucu bir süreci, İzmir'in o dinlendirici atmosferinde geçirmek, kendinize verebileceğiniz en güzel hediyedir.
Eğer o bileti alıp Türkiye'ye gelmeyi düşünüyorsanız, son bir kez şu listeyi kontrol edin:
Seçtiğiniz klinik, size tedaviyi yapacak hekimlerin diplomalarını, uzmanlık alanlarını şeffafça sunuyor mu? Yoksa sadece komisyoncularla (aracı kurumlarla) mı muhatap oluyorsunuz?
Kullanılacak implantın markasını, porselenin materyalini size garanti belgesiyle verebileceklerini açıkça beyan ediyorlar mı?
Size "Tüm dişlerinizi keseceğiz" gibi agresif ve geri dönüşü olmayan bir tedavi mi sunuyorlar, yoksa dokuyu koruyan (minimal invaziv) alternatifler üretiyorlar mı?
Biz Denta Perla Diamond olarak, size WhatsApp üzerinden hayal satmayız. Siz röntgeninizi bize gönderdiğiniz an, uzman hekimlerimiz o röntgeni inceler. Size dürüstçe, kendi annemize babamıza ne yapacaksak onu teklif ederiz. Sürpriz maliyetler, gizli ücretler, son dakika değişen planlar yoktur bizim kapımızdan içeri girdiğinizde.
Evet, Türkiye'de diş tedavisi yaptırmak, hayatınızda vereceğiniz en karlı, en mantıklı ve en dönüştürücü karardır. Yeter ki o adımı atarken rehberiniz ucuz fiyat etiketleri değil, kalitenin ve şeffaflığın ta kendisi olsun. İzmir'de, Ege'nin incisinde, o hayalini kurduğunuz sağlıklı ve muazzam gülüşü birlikte inşa etmek için sizi bekliyoruz. Gelin, o önyargıları birlikte yıkalım. Bırakın, dönüş uçağına bindiğinizde tek derdiniz yeni gülüşünüzle bol bol fotoğraf çekilmek olsun.